19 Aralık 2010 Pazar

Pazar Keyfi




Bugün Pazar yani gazete keyfi günü. Sabah evde kahvaltı ettikten sonra, Turgutreis Marina’daki Kahve Dünyası’nda Türk kahvesi eşliğinde gazetelerini okumaya başladım. 

Genelde ana konu CHP kurultayı ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun Deniz Baykal ve Önder Sav ikilisinin ayak oyunlarından kendini kurtarıp ileriye doğru hamle yapması. Bazı köşe yazarları kurultay konuşmasını içi boş bulsa da genel kanı CHP’nin yeni bir UMUT çevresinde kenetlendiği şeklinde.
Gazetelerin bir kısmını masada bırakıp, kalanı ile pazar yolculuğuna devam ettim. Önce Ortakent Yarbasan Taş Evlerindeki daha sonra Bitez Mandalina Festivali’ndeki etkinliklere gitmek üzere yola çıktım.

Yarbasan Taş Evler’deki Erenler Sofrası’na uzun süredir gitmeyi planlıyordum. Küçük, şirin bir mekan. 

İç kısmında birkaç masa Christmas Market olarak düzenlenmiş. Keçe ve seramikten mutfak eşyaları, sabunlar, kıyafetler, gümüşler v.s. Onları inceledikten sonra ön tarafta yerleştirilmiş iki uzun masadan birine oturdum ve sütlü İngiliz çayı eşliğinde gazeteleri okumaya devam ettim. Genelde Radikal almam. Gündüz Vassaf’ın köşesi olması sürpriz oldu. Bu arada kış boyunca açık olduğunu öğrenmem de iyi oldu. Bir mekan daha keşfettim!
Bundan sonraki istikamet Bitez. Bitez’e gitmemin amacı hem arkadaşım Handan’ın standını gezmek hem de festival kapsamında neler olup bittiğine bakmak. Maalesef Handan hava soğuk olduğu için ben oraya ulaşmadan önce standını toplamış ve gitmiş. İyi de olmuş çünkü kalite olarak gerçekten kötü standlar vardı. 
Karnım acıktığı için Bitez’de oturan arkadaşım Nazife’ye ne yiyebilirim diye sordum. Bitez Dondurmacısı’nın yanındaki ev yemekleri yapan LOTUS’u tavsiye etti. Lezzetli bir zeytinyağlı bakla yedikten sonra evimin yolunu tuttum. Artık sıcacık evimde koltuğa uzanıp Orhan Miroğlu’nun "Affet bizi Marin" kitabına gömüleceğim. 

18 Aralık 2010 Cumartesi

PANEL

Bugün CHP Olağanüstü 15. Kurultayı vardı. Kemal Kılıçdaroğlu kendi hazırladığı blok listeyi delegelere sunarak parti meclisi için onay alacak. Canlı yayını biraz izledim. Digitürk’te kayda alarak ben seramik sanatçısı Ayla’nın söylediği Anayasa panelini izlemeye gittim.
Panel Oasis Nurol Kültür Merkezi’nde gerçekleşti. Paneli Bodrum Demokratik Düşünce Platformu düzenledi.Konu’Nasıl bir ANAYASA istiyoruz?’
Katılımcılar:
Güngör Sezgün Eğitimci
Prof. Levent Köker Siyaset Bilimi-Kamu Hukuku
Nabi Yağcı Yazar
Orhan Miroğlu Yazar
*Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz*
Anayasa 17.kez değiştirildi. Levent Köker ‘Toplum kendi anayasasını kendi hazırlamalıdır.’ dedi. İspanya, Almanya gibi içinde farklı etnik ve kültürel halkaların bulunduğu ülkelerin anayasaların örnek gösterdi.

Miroğlu: Yeni anayasada olması gerekenleri şöyle özetledi:
1-Yurttaşlığın yeni Tanımı-Türkiye Cumhuriyeti Yurttaşlığı

2-Yerel Yönetimler Meselesi-Kürt cephesinde Demokratik Özerklik deniyor. Miroğlu bunu, yanlış zaman doğru talep olarak değerlendiriyor.

3-Dil ve Kültür meselesi
Miroğlu’nun Kürt bir araştırmacı yazar olduğunu,80 darbesinde 8 sene Diyarbakır cezaevinde tutuklu kaldığını ve işkenceye maruz kaldığını öğrendim. 
‘Affet bizi Marin’ kitabını aldım okuyacağım. Yüreğim kaldırırsa daha sonra Dijar (Diyarbakır işkence yılları) kitabını okuyacağım. 
Nabi Yağcı Deniz Gezmiş ile geçmişteki mücadelesinden bahsederken TKP’liler tarafından tuvalet kağıdı ile protesto edildi. Protestocular dışarı çıkartıldı.

Eve dönünce Nabi Yağcı’nın TKP eski genel sekreteri olduğunu zaman içinde AKP’ye yakınlaştığını ve Taraf gazetesinde köşe yazdığını öğrendim. Yani dönekliği bu protestoya neden oldu.
İlginç bir paneldi. Eve geldiğimde hemen haberi yayınlanmıştı.

17 Aralık 2010 Cuma

Öğretmenim

Bugün hava çok soğuk, evi ısıtamıyorum. Alt kattaki çalışma odasına konuşlanmaya karar verdim. 
Pazar günkü gazete demetinden kalan Milliyet ve Cumhuriyet gazetelerini, sıcacık odamda kanapeye uzanarak okumaya başladım. 

Tesadüf diye bir şeyin olmadığına bir kez daha inandım. Genelde aldığım gazetelerin içinde Milliyet olmaz ama bu pazar elim Milliyet’e de gitti. 

Ve işte uzun yıllardır aradığım ama bulamadığım birinin haberine rastladım. İlkokul öğretmenim Türkan Gedik’in ve daha birçok değerli insanın Urla’da Darüşşafaka Huzur Evi’nde yaşadıklarına dair haber.


Fotoğrafta yıllar sonra emekli olduktan sonra evlendiği eşi..Biraz yaşlanmış. Simsiyah saçları beyazları kapatmak için olsa gerek, bal rengine boyanmış. Ama gözleri yine ışıl ışıl umut ve sevgi dolu.
Ben ilkokulu yatılı okudum. Onun için öğretmenim benim için o kadar değerli ki..Annemden kopan minicik yüreğimi ısıttı, yaşam görüşümün oluşmasına yardımcı oldu, okumayı sevdirdi, minicik beyinlerimize ve yüreklerimize her sabah Cumhuriyet gazetesi okudu. 
Hemen Facebook İlkokul arkadaşlarıma müjdeli haberi yazdım ve Nisan buluşmamızda Türkan öğretmeni ziyaret etmeyi teklif ettim. Bakalım onlar bu haberi nasıl karşılayacak?