10 Ocak 2010 Pazar

Ben iyi bir anne miyim?

Oğlumla yaptığımız gece sohbetinden sonra bu soru beynimin içinde dönüp duruyor. Babaların ne hissettiğini bilmiyorum ama annelerin oğulları ile özel bir bağları olduğuna inanıyorum. Hele benim gibi bebekliğinden itibaren ‘’o ve ben’’ olarak kendinize bir dünya yarattıysanız, bu bağ daha da farklı oluyor.
Oğlum artık bir birey ve doğal olarak kendi yolunda ilerlemek istiyor. Ben bunu tamamen destekler görünsem de, ki oğlumla evlerimizi ayıralı 3 seneden fazla oluyor, aslında onu bir şekilde kendime bağımlı kılarak uzaklaşmasını engellediğimi farkettim. O hep benimle olsun, benimle ilgilensin, hep beni sevsin istiyorum. Ne kadar hastalıklı bir durum değil mi? Beni tanısanız bunun böyle olduğuna asla ihtimal vermezsiniz. Ben bile durumumun farkına vardığımda dehşete düştüm.

7 Ocak 2010 Perşembe

Merhaba

Bu gecikmiş merhaba hem kendim hem de sizin için. Uzun zamandır yazmayı planladım ama hep erteledim. Ertelememin sebeplerinden biri de deşifre olma korkumdu. Çünkü ben yazarken kendimi sizinle paylaşacağım, kendimi sizinle paylaşırken de ben beni tanıyacağım.
Siz kendinizi tanıyor musunuz? Yoksa büyütüldüğünüz, eğitildiğiniz, toplum içinde tanındığınız maskelerle mi dolaşıyorsunuz? 

Ben  yaşamımın kırkbeş yılını geride bırakırken size sorduğum sorudaki maskelerle dolaştığımı farkettim. Hep birilerini mutlu etme ve  hep takdir edilme telaşı içinde içimdeki küçük Meral’i hep gizlemişim..Onu hiç ama hiç tanımamışım.Yirmi yıldan fazla zamandır yoğun çalışan, ‘‘başarılı’’ bir yönetici iken her şeyi bir anda bırakıp, İstanbul’u terkederek 8 ay önce Bodrum’a yerleştim.Ve artık Meral’i tanımak istiyorum. Onu gizleyen tüm katmanları tek tek kaldırarak gerçek ‘‘ben’’ olmak istiyorum.
Burada kendi yaşamımdan kesitler sunmak, bazen ilgimi çeken bilgileri sizinle paylaşmak ve bazen de yemek tarifleri paylaşmak istiyorum. Çünkü ben hep yıllardır koşturmaca içinde yemek hazırladığım için şimdi yemek yapmanın ne kadar zevkli olduğunu keşfediyorum. Yavaş yavaş malzemelerle birlikte içine bir tutam da sevgi katarak hazırlıyorum yemeklerimi.
Ben aynı zamanda bir anneyim, hem de yirmiyedi yaşında kocaman bir oğlum var. Onsekiz yaşında onu kucağıma aldığımda sanırım anneliğin bile tanımını yapamazdım. Babası ile o henüz bebekken yollarımızı ayırdık ve yaşamın içinde anne oğul olarak değil iki arkadaş olarak var olmaya, kök salmaya çalıştık.
Ben de ayrılmış ailenin tek çocuğu olarak hep kendimi köksüz hissederim. Hiç bir yere ve hiç kimseye bağlı olmayan, kökü dışarıda bir ağaç gibi. Belki de bu nedenle dünyanın neresinde olursam olayım kendimi rahat hissederim..Her yer ve her şey bana tanıdık gelir. Hatta oğlum benim kendimi ‘‘world citizen" olarak tanımlamamla eğlenir... Bu arada oğlum 2 hafta önce bir süre Bodrum’da yaşamaya karar  vererek benimle yaşamaya başladı. Yazılarımda zaman zaman ondan da bahsedebilirim.
Şu anda 2010 yılının 7. günü başladı. Saat 01.00. Uzun süre bekledikten sonra neden gecenin bu saatinde yazmaya başladım. Hiçbir fikrim yok.
‘‘Mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler’’....

2 Ocak 2010 Cumartesi

Anlamlı Bir Yaşam için 10 Anahtar

‘Kendini Tanı’/Sokrat
Kendi içinde yolculuk yap. Günlük tut. Kalbin, gönlün ve vicdanın ne diyor? Neyi öne çıkartıyor? Dünyaya bilinçli bakmanın yolu başta bu iç yolculuktan geçiyor.
‘En Yukarıda Aşk Var’/Aziz Paul
Sesi müziğe dönüştüren aşktır. Aşk olmazsa, sevgi ilişkileri yoksa, özen eksikse yaşamın kuru bir daldan farkı kalmaz.
‘Dünyayı Düş Gücü Döndürür’/Albert  Einstein
Yaptığımız her şey düş kurarak başlar. Yaşam -herkes için- düşleri gerçekleştirmek ve yapabileceğinin en iyisi, olabileceğinin en güzeli peşinde gitmektir. Bobby Kennedy’nin sözü gibi: ‘Diğerleri dünyaya bakıyor NEDEN? diye soruyor. Ben bambaşka bir dünya düşünüyor ve NEDEN OLMASIN? diye soruyorum.’