10 Ocak 2010 Pazar

Ben iyi bir anne miyim?

Oğlumla yaptığımız gece sohbetinden sonra bu soru beynimin içinde dönüp duruyor. Babaların ne hissettiğini bilmiyorum ama annelerin oğulları ile özel bir bağları olduğuna inanıyorum. Hele benim gibi bebekliğinden itibaren ‘’o ve ben’’ olarak kendinize bir dünya yarattıysanız, bu bağ daha da farklı oluyor.
Oğlum artık bir birey ve doğal olarak kendi yolunda ilerlemek istiyor. Ben bunu tamamen destekler görünsem de, ki oğlumla evlerimizi ayıralı 3 seneden fazla oluyor, aslında onu bir şekilde kendime bağımlı kılarak uzaklaşmasını engellediğimi farkettim. O hep benimle olsun, benimle ilgilensin, hep beni sevsin istiyorum. Ne kadar hastalıklı bir durum değil mi? Beni tanısanız bunun böyle olduğuna asla ihtimal vermezsiniz. Ben bile durumumun farkına vardığımda dehşete düştüm.


Doğadaki tüm hayvanlar, yavrularını kendilerini korumaya başladıkları andan itibaren evrene teslim ediyorlar. Peki neden biz insan anneler çocuklarımızın hiç bir zaman hazır olmadığını hissederek yanıbaşımızda tutmaya gayret ediyoruz? Neden onları doğurduğumuz için onlara ömür boyu bizi taşımaları gerektiğini hissettirip yük oluyoruz?
Bunları düşünürken bizi doğal sevgi halimizden uzaklaştıran korkularımız olduğunu farkettim. Çocuklarımız ile ilgili en büyük korkumuz ‘‘kaybetme korkusu’’ ve diğeri de ‘‘yanlızlık korkusu’’. Onları kaybetmek en büyük kabusumuz. Gelecek yaşamımızda da onlar olmazsa ‘‘yalnız’’ kalacağımız ve daha da kötüsü onlarsız bir ‘‘hiç’’ olduğumuz duygusunu taşıyoruz.
Evet, oğlum benim için çok değerli. Ancak ben onun özgürlük iplerini bırakmadığım sürece hem onu hem de kendimi mutsuz ettiğimi farkettim. Onu artık kendi sevgi yolunda serbest  bırakıyorum. Her zaman onun iyi olması için dua edeceğim, ne zaman bana ihtiyacı olursa yanında olacağım. Ama en önemlisi artık ben oğlum olmasa da bir birey olduğumun, her halimle ne kadar değerli olduğumun bilişine geçiyorum.
İkimizin de yolu açık olsun🙏🏻❤️

Hiç yorum yok: