2 Şubat 2010 Salı

Yaşama Mikro Bakmak

Size de olur mu? Sabahtan başlayarak bir iç sıkıntısı, bir daralma, hayattan keyif alamama hali...Hatta elinizde olsa her şeyi bırakıp  göçüp gitme isteği. Umarım yalnız değilimdir.

Bugün tam da o günlerden birini yaşıyorum.Sabah erkenden uyanmama rağmen yataktan hiç çıkmak istemedim. Böyle hissetmemde soğuk havanın da etkisi de var kuşkusuz.

Daha önce de bahsettiğim gibi 8 aydır Bodrum Turgutreis'te yaşıyorum. Bu benim ilk kışım. Evimde kalorifer tesisatı yok. Klima ile ısınmaya çalışıyorum. Bir süredir oğlum da benimle yaşıyor. İkimiz de bu yeni iklime ve yaşam şartlarına adapte olmaya çalışıyoruz.
Neyse efendim gelelim benim içimin sıkılmasına, ruhumun daralmasına. Genel olarak Türkiye ve hatta dünya şartlarında genel standardlara göre şanslı bir insanım. Fransız kolejinde eğitim gördüm, yurtdışında üniversite eğitimi aldım, harika bir çocuğun annesiyim, ekonomik olarak sorunsuz bir yaşamım var, herkesin hayal ettiği bir yerde yaşıyorum v.s...

Peki neden bugün ve son günlerde sıkça kendimi bu kadar her şeyden vazgeçmiş, yaşamaya değmez hissediyorum? İçimde bir kazan kaynıyor. Sanki bir çıkış bulsa içimden lavlar akacak gibi...Bunun sebebi kendimden uzaklaşmam, merkezimden uzaklaşmam, yaşama mikro bakmam olabilir mi?

Yukarıda saydığım gezegenimizde mutlu olunması için gerekli olduğunu öğrendiğimiz, inandığımız standardlar neden içimizdeki o koca boşluğu doldurmuyor?

Yaşama makro bakmayı öğrenirsek daha mutlu olur muyuz? Daha açık bir ifadeyle küçük detaylara takılıp kalırken büyük resmi mi göremiyoruz acaba??Belki de makro alemde mikro halimizin harikalığını ve mükemmelliğini keşfedeceğiz. Ve ondan sonra evrensel mutluluğa kavuşacağız. Sizce???

1 Şubat 2010 Pazartesi

DİYABET

Ben yirmi seneyi aşkın şeker hastasıyım ve ilaç tedavisi ile son yıllarda insülin tedavisi uygulamama rağmen maalesef kan şekerimi düzenli olarak istenen seviyede tutamıyorum. Bunun en önemli sebebi de bu hastalığı uzun yıllar geçmesine karşın hala kabullenemiyor olmam. Şeker hastalığı ile sağlığını koruyan ve yaşayan en önemli isimlerden birisi İsmet İnönü. Sağlıklı beslenilirse ve düzenli egzersiz yapılırsa bu hastalıkla uzun yıllar yaşanabileceğini bize kanıtlıyor. 
Hem DİYABET ile yaşayan, hem de şu anda sorunu olmasa da ileriye dönük bilgi sahibi olmak isteyenler ile aşağıdaki bilgileri paylaşmak istiyorum. Bu bilgileri sizinle paylaşırken, ben de diyabetle yaşam düzenimi tekrar gözden geçirip rayına oturtacağım.
Dünyada ve ülkemizde nüfusun yaklaşık yirmide biri diyabet pençesinde kıvranmaktadır ve çoğu kişi de hasta olduğunun farkında değildir. Bu hastalık göğüs ya da akciğer kanserinden daha öldürücüdür.
Hipoglisemik Belirtiler
*Titreme Hissi
*Mide Bulantısı
*Açlık
*Ateş basması ve terleme
Bunların yanı sıra ani ruh hali değişikliği, huzursuzluk, mantıksızlık, ağız bölgesinde seğirme, konsantrasyon bozukluğu ve perdeli görüş olabilir. Tedavi için şekerli bisküvi yemek yeterli olacaktır. Böylece kandaki glikoz ve insülin seviyeleri dengelenecektir.
Diyabetin Nedenleri
*Şişmanlık, aşırı yeme ve hareketsizlik
*Yaşam tarzı
*Yaş
*Sürekli yüksek kan şekeri seviyesi
*Stres
*Düşük kilolu doğmak ya da anne karnında iyi beslenememek
Stres 
Stres hastalığın ortaya çıkışını destekleyen ve hücre tahribatını hızlandıran bir faktör olarak değerlendirilmektedir.
Kendi Kendini Tedavi
*Diyet
*Egzersiz
*Stres Kontrolü
Diyet
İki çeşit diyet uygulaması:
*Kilo vermek için diyet
*Düzgün beslenme, diğer bir deyişle, vücudun ihtiyaçları olan gıdaları alma amaçlı diyet. Sağlıklı ve güvenli bir şekilde kilo vermenin en iyi yolu aldığımızdan fazla enerjiyi yakmaktır. Enerjiyi büyük oranda yediğimiz ve içtiğimiz (ve soluduğumuz hava) şeylerden elde ederiz. Dolayısıyla kilo vermenin en etkili yolu az yemektir.
İyi bir rejim programı mümkün olduğunca doğal olan, yavaş yavaş fakat düzenli olarak kilo verdiren ve bırakıldığında verilen kiloları hemen aldırmayanıdır.
Kilo vermenin sırrı doymuş yağ ve şeker oranı yüksek yiyeceklerden uzak durmak ve sadece günlük enerji gereksinimizin %70‘ini karşılayacak kadar yemektir.
Sağlıklı Yemenin Reçetesi
*Düzenli olarak kahvaltı dahil 3 öğün yiyin
*Yiyeceklerinizi çeşitlendirin
*Lifli ve nişastalı yiyeceklerden bol bol yiyin
*Meyve ve sebzeye ağırlık verin
*Doymuş yağ ve şekerli yiyeceklerden uzak durun
*Sağlıklı kiloyu korumak için dengeli yiyin
En iyisi, besinlerinizi vitamin ve mineral hapları yerine; taze sağlıklı, tercihen organik besinlerden seçin. Aşırı vitamin yüklemesi (örneğin C vitamini) diyabetiklerde zararlı olduğu bazı vakalarda tespit edilmiştir. Her ne kadar bazıları için sorun olmasa da, kilo vermek zorundaysanız haftada yarım ya da 1 kg vermeyi hedefleyin.
Kilo Vermenin Püf Noktaları
*Bir günde ne kadar besin aldığınızı kaydedin
*Düşük yoğunlukta bir egzersiz programına katılın
*Rahatlatma kurslarına katılın
*Sizi yemeğe yönelten uyarıcıyı belirleyin
*Aşırı yemek isteğini kontrol altına almak için zihinsel hazırlıklar yapın
Bir Diyabetiğin Mutfağında Bulunması Gerekenler
*Bol miktarda taze sebze ve meyve
*Diyet süt ürünleri
*Zeytinyağı
*Günlük enerji ihtiyacının %10-20‘sini karşılamak için düşük protein içeren tavuk, hindi ya da baklagiller
*Kepekli, yulaflı tahıl ve kraker gibi lif ve nişasta yönünden zengin yiyecekler
Egzersiz
Egzersiz kan şekeri seviyesini düşürmeye ve insülinin vücutta daha etkin çalışmasına yardım eder. Ayrıca;
*Daha fazla enerji verir
*Kan dolaşımını düzenler
*Kasları güçlendirir
*Solunumu düzenler
*Yaşlılığın etkilerini geciktirir
*Kolestrol seviyesini düzenler. Kötü huylu yağları azaltıp, iyi huylu yağları artırır
*Kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlar
*Kalp krizini riskini önler ya da geciktirir
Diyabetikler için yararlı DOĞAL TERAPİ yöntemleri
Doğal Terapi:
*Strese karşı koyabilmeniz için ruh sağlığınızı tedavi etmeye,
*Genel fiziksel sağlığınızı tedavi etmeye, bedensel ve ruhsal dengenizi en üst seviyede tutmanıza yardımcı olur.
Diyabetin kontrolünde bu yöntemlerin kullanması şu şekilde olur:
*Rahatlama yoluyla psikolojik gerginliği azaltarak ya da tamamen ortadan kaldırarak 
*Kan şekeri seviyesindeki iniş çıkış riskini artıran davranışları belirleyerek 
*Vücudun rejenerasyon(yenileme) sitemini uyararak
*Dokuları ve organları kuvvetlendirerek 
*Dolaşımı düzelterek
*Kandaki yağ ve glükoz seviyesinin düşmesine yardımcı olarak
Kaynak: DİYABET/Catherine Steven

EĞER..

EĞER, herkes kendini kaybedip seni suçladığı zaman, sen soğukkanlılığını koruyabilirsen;
EĞER, herkes senden kuşkulandığında sen kendine güvenip tüm kuşkuları hoşgörüyle karşılayabilirsen;
EĞER, sabırla bekleyebilir ve beklemekten yorulmazsan; ya da iftiraya uğradığında yalana yalanla karşılık vermezsen ve kin tutana kin tutmazsan;
EĞER, düşlere kapılmadan düş kurabilir; düşünebildiğin halde düşüncelerin kölesi olmazsan ve aynı zamanda, ne çok uysal olup ne de çok akıllıca bir tavırla konuşmazsan;
EĞER, ne kazandım diye sevinir, ne yıkıldım diye yerinir, ikisini de karşılayıp yüzleşebilirsen, ömür verdiğin şeylerin yıkılışını seyredebilir ve yılmadan onu kurmaya çalışırsan;
EĞER, iş işten geçtikten sonra da yüreğini ve bedenini tüm direncinle seferber edip herkesin vazgeçtiği noktada sen amacına yönelirsen;
EĞER, herkesle birlikte olur da erdemli kalabilirsen ya da krallarla dolaştığın bir durumda, gururlanıp benliğini ve dostlarını unutmazsan;
EĞER, ne sevgili dostların ne de düşmanların seni incitemezse ve kimseyi hem küçümsemez, hem de kimseye bağımlı olmamayı başarabilirsen;
EĞER, her günün her saatini, her dakikanın her saniyesini iç rahatlığı ile yaşayabilirsen, tüm dünya senin olur yavrum..
Ve o zaman artık ‘adam’ olduğunu düşünebilirsin..
Rudyard KIPLING (1865-1937)