Yeni yılın ilk günlerinde Bodrum'da insanın içini ısıtan kış değil de bir bahar gününü anımsatan bir gün tanıdım Muazzez Hanım'ı.
Yaz aylarında cıvıl cıvıl olan Akyarlar koyunda, açık olan tek kahvede güneşe oturup gazetelerimi okudum. Bir süre sonra annemin komşusu geldi. Çantasından bahçesinden topladığı mandalinaları ve örgüsünü çıkardı. Teklifsiz sohbete başladı. Buralarda bizim alıştığımız şehir kuralları geçerli değil. Böylesi de hoşuma gidiyor. Biraz sonra Bal Mahmut'un kızı Aysun da katıldı aramıza ve köşedeki evin terasını işaret ederek ''dün gece Muazzez Hanım düştü, yardıma gittim hiç uyumadım''dedi. Muazzez Hanım kim diye sormamın üzerinden on dakika geçmedi ki Muazzez Hanım tekerlekli sandalyesi ve bakıcısıyla masamızdaydı:-)
Muazzez Hanım 94 yaşında , artık çoğu kişiyi veya olayı hatırlayamayan, ağzında dişleri tek tük kalmış tonton bir teyze. Yanımızda oturmasına rağmen, hikayesini başkasından dinlediğim Muazzez Hanım'ın bir kuşak önceki ailesi Girit'ten mübadelede Bodrum'a yerleşmiş ve Akyarlar koyunun neredeyse tamamının arsası onlara verilmiş. Kendi adını taşıyan bir site bile var.''Muazzez Hanım Evleri''.
Muazzez Hanım tüm güzelliğine ve zenginliğine rağmen bir öğretmene sevdalanmış. Ve hiç bir şey hatırlamasa da vefat eden eşi aklına geldikçe omuzlarını kaldırıyor , nasıl olduğuna inanmaz bir ifadeyle, derin derin içini çekerek ''kocam da beni bıraktı gitti'' diyor. Belli ki hala zihni onunla geçirdiği günlerde geziniyor.
Kızları İstanbul'da yaşıyormuş. Annelerini yabancı uyruklu bir kadına teslim etmişler, onlara kalacak malın mülkün hayali ve sevdasıyla ömürlerini tüketiyorlar. Tanımadığım insanları çok mu acımasızca yargılıyorum acaba?
Bilmiyorum ama ben onların yerinde olsam bu sevimli ihtiyarla mümkün olduğu kadar çok zaman geçirmek isterdim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder