Onbir gündür İstanbul’daydım. Bodrum’a göç ettikten sonra, bu dördüncü gelişim. Bodrum’da tıpkı balinanın koynuna sığınırcasına kendimle yüzleştiğimde ve geçmişi irdelediğimde insanlar ile birlikte ömrümün kırkbeş yılını yaşadığım İstanbul’a da kırıldığımı farkettim.
Daha önceki gelişlerimde ben şehre kırgın, sadece evde saklandım. Gerekli olmadığı sürece İstanbul’u görmezden geldim. O da beni kendi halime bıraktı.
Ama bu sefer her şey farklıydı. Ben onu terk edeli neredeyse bir sene oldu. O, yeni açan erguvanları, yol boyunca dizili rengarenk laleleri ve bahar güneşi ile bana barış elini uzattı. Bense başta çekimser ama kısa bir süre sonra o eli sımsıkı tutarak İstanbul ile barıştım.
Her gün bir arkadaşımı gördüm. Ortaköy’de kumpir yedim, tekneyle boğaz turu yaptım, Emirgan Park’ında laleleri seyrettim, fotoğraflarını çektim..Yaşadığım tüm anların keyfini derin derin içime çektim.
Düğünde, ben hem onunla hem de diğer kırgın olduklarımla ruhen barıştım. Ve aslında benim onlara değil kendime kızgın ve kırgın olarak bu seneyi geçirdiğimi, yavaş yavaş kendi yaralarımı sararak kendimi iyileştirdiğimi farkettim. Ben benimle barıştım. Bana farkındalık yolumda bana beni hatırlatan herkesin önünde şükranla eğiliyorum. Kendi varlığıma şükrediyorum🙏🏻❤️
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder